Çocuklardan kâğıdın sadece bir tarafına (örneğin sağ tarafına) hızlı ve kontrollü hareketlerle boya damlatmaları, sıçratmaları veya lekeler oluşturmaları istenir.
En fazla iki renk kullanmaları teşvik edilir.
Boya henüz kurumadan kâğıt tekrar ortadan katlanır. Üzerine gazete konularak elle hafifçe bastırılır ve sıvazlanır.
Kâğıt açıldığında ortaya çıkan şekil birlikte incelenir. Çocuklar kendi kelebeklerini gözlemler. İsteyen çocuklar kelebeklerine göz, anten gibi detaylar ekleyebilir.
Çocuklar mıknatısların iki yüzünü deneyerek keşfeder. Ardından sınıfta mıknatısın nerelerde etki gösterdiğini test ederiz (örneğin dolap kapağı gibi metal yüzeylerde). Bu aşama tamamen serbest deneme ve keşif sürecidir. Bir oyun böceği mıknatısın üzerine yapıştırılır veya sabitlenir.
Hazırlanan böcek ince ama sağlam bir zeminin üstüne konur.
İkinci mıknatıs zeminin altından üstteki mıknatısa yaklaştırılır.
Çocukların dokunmasına, koklamasına ve gözlem yapmasına fırsat verilir.
Çocuklara ellerini yıkamaları hatırlatılır. Kürdanların sivri olduğu açıklanır ve dikkatli kullanmaları gerektiği söylenir.
Çocuklar üzümleri tek tek kürdana dizer. Öğretmen gerekirse destek olur. Daha sonra küçük elmalar kürdanın uçlarına yerleştirilir. Bu aşamada çocuklara şu sorular sorulabilir:
“Sence tırtılın gövdesi uzun mu kısa mı olsun?”
“Kaç tane üzüm kullandın?”
Öğretmen çocuklara sorar:
“Sizce karıncalar tek başına mı yaşar yoksa birlikte mi?”
Çocuklar birlikte yere oturur ve bloklarlabir karınca yuvası yaparlar.
Sonra öğretmen şekerleri gösterir:
“Karıncalar yiyeceklerini nasıl taşır sizce?”
Çocuklar küçük gruplar halinde şeker taşıma oyunu oynar:
Öğretmen çocuklara kulağakaçan böceğini tanıtır. Bu böceklerin zararlı olmadığını, aksine bitkilere zarar veren yaprak bitleri ve küçük zararlılarla beslendikleri için bahçeye faydalı oldukları açıklanır. Çocuklara “Bir böcek için ev yapıyoruz” denir. Her çocuğa bir toprak saksı verilir.
Çocuklar saksılarını pastel veya mum boyalarla istedikleri gibi süsler.
Eğitici (veya oyunu bilen daha büyük bir çocuk), elini çanak şeklinde açar. Parmaklarını hafifçe aralayarak bir “açık çanak” yani kap gibi bir form oluşturur. Bu el artık etobur bir bitkidir.
Çocuklara şöyle denir:
“Bu elim şimdi aç bir bitki oldu. Küçük böcekleri yakalamaya hazır!”
Bir çocuk parmak ucunu dikkatlice öğretmenin/elini açan kişinin avuç içine koyar. Bu parmak artık sinektir.
Sohbet Çemberi, Öğretmen çocuklara şunu sorar:
“Böcek deyince aklına ne geliyor?”
Çocukların cevapları dinlenir. Ardından örümcek görseli gösterilerek:
“Bu bir böcek mi sizce?” diye sorulur.
Öğretmen, dış mekânda güvenli ve sakin bir yere bir parça elma bırakır.
Çocuklara şu açıklama yapılır:
“Bu elmayı birkaç gün boyunca her gün aynı saatte kontrol edeceğiz. Bakalım kimler ziyarete gelecek?”
Her gün aynı saatte çocuklarla birlikte elma kontrol edilir.
Çocuklarla birlikte böceklerle ilgili bir resimli kitap incelenir. Farklı böcek türlerinin renkleri, şekilleri ve özellikleri üzerine konuşulur. Özellikle dikkat çekici renklerin “tehlike sinyali” olabileceği anlatılır. Her çocuk kendi yapmak istediği böceği seçer. “Ben nasıl bir böcek yapacağım?” sorusu üzerine düşünür.
Yuvarlama, bastırma, uzatma ve düzleştirme teknikleri kullanılır. Parçalar birleştirilirken gerekirse ince tahta şişlerle destek sağlanır. Bu aşamada üç boyutlu düşünme ve problem çözme devrededir. Tamamlanan modeller kurumaya bırakılır (bir gece).
Çocuklarla “Sence hamur neden sertleşiyor?” sorusu üzerine kısa bir sohbet yapılabilir.
Kuruyan modeller boyanır. Çocuklar kendi tasarımlarına uygun renkleri seçer.









