Çocuklarla birlikte karton rulolar kullanılarak bir slalom parkuru hazırlanır. Çocuklardan bu parkurda yürüyerek, koşarak, emekleyerek ya da tek ayak üzerinde zıplayarak ilerlemeleri istenir. Hareket biçimi öğretmen tarafından belirlenebilir ya da çocukların seçimine bırakılabilir.
Çocuklara yıldız ve ay şekilli kalıplar gösterilir.
Kurabiyelerin “uzaydan gelen kurabiyeler” olduğu söylenerek merak uyandırılır.
Çok soğuk tereyağı ince dilimler hâlinde kesilir. Un ile hızlıca yoğrulur. Ardından toz şeker ve yumurta sarıları eklenerek pürüzsüz bir hamur elde edilir.
Bir zamanlar gökyüzünde çok meraklı bir Ay varmış. Ay, her gece parladığını görürmüş ama gündüz olunca neden görünmediğini bir türlü anlayamazmış. Bir gün Ay kendi kendine sormuş:
Ben nereye gidiyorum acaba? Öğretmen torbadan Güneş figürünü çıkarır. Ay, Güneş’e seslenmiş:
Merhaba Güneş. Sen ortaya çıkınca ben neden görünmez oluyorum?
Güneş’in etrafında dönen 9 gezegen vardır. Her biri farklıdır, tıpkı insanlar gibi.
Merkür: Güneş’e en yakın gezegen. Çok sıcaktır. Küçük bir gezegendir
Venüs: Çok ama çok sıcaktır. Kalın bulutları vardır. Parlak görünür
Dünya: Üzerinde yaşam vardır. Su, hava ve canlılar bulunur. Biz burada yaşarız
Mars: Kırmızı gezegen olarak bilinir. Toprağı kırmızıya benzer. Soğuktur
Görseller sınıfta herkesin tekrar bakabileceği bir alana asılır. Çocuklardan, gördükleri görsellerden ilham alarak ya da hayallerindeki “gece” ya da “uzayı resmetmeleri istenir. Daha küçük çocuklar için serbest boyama desteklenir; daha büyük çocuklar renk geçişleri ve detaylar konusunda nazikçe teşvik edilir. Çalışmalar tamamlandığında sınıfta küçük bir sergi oluşturulur; isteyen çocuklar resmini kısaca anlatır.
Çocuklar küçük kâğıtlara şablon yardımıyla Ay (hilal) ve farklı büyüklükte gezegenler çizer. Çizimler küçük makaslarla kesilir. Büyük kâğıtlar ortadan ikiye katlanır; kesilen küçük kâğıtlar içine yerleştirilir (dışarı taşmayacak şekilde). Aydınlık ortamda bakıldığında içerideki şekiller zor görünür. Sınıf karartılır; kâğıt, bir lamba/el feneri önüne (ya da pencereye) tutulur. İçerideki Ay ve gezegenler ışıkta parlayarak görünür hâle gelir. Çocuklar gözlemlerini paylaşır; gece–gündüz farkı vurgulanır.
Gece olduğunda gökyüzünde neler görürüz? sorusu ile çocukların deneyimleri dinlenir.
Eskiden gecelerin daha karanlık olduğu, günümüzde ise şehir ışıkları nedeniyle gecelerin aydınlandığı basit bir dille anlatılır.
Bu duruma bilim insanlarının ışık kirliliği dediği ifade edilir. Karanlık bir gece ve çok aydınlık bir geceyi gösteren iki farklı görsel çocuklara gösterilir.
Hangi görselde daha fazla yıldız görüldüğü birlikte fark edilir.
Büyük bir kâğıt ortadan ikiye katlanır.
Kesilen Ay ve gezegen şekilleri bu büyük kâğıdın içine yerleştirilir.
Kâğıt kapatıldığında içindeki şekiller görünmez hâle gelir.
Önce aydınlık ortamda kapalı kâğıda bakılır; içindeki şekillerin görünmediği fark edilir.
Ardından ortam biraz karartılır ve kâğıt bir lamba ya da el fenerinin önüne tutulur.
Bu kez Ay ve gezegenlerin birden “parladığı” gözlemlenir.
Eşleştirme sırasında çocuğa bu nesnelerin ne işe yaradığını ve gün içindeki rollerini sorarak konuşmayı teşvik edin. Örneğin, “Güneş ne zaman gökyüzünde
olur? Sabah mı, gece mi?” veya “Pijamayı ne zaman giyeriz?” gibi sorularla zaman kavramını pekiştirin.
Çocuklarla yerde bir daire şeklinde oturun. Onlara bir hikâye anlatacağınızı ve bu hikâyenin bir parçası olabileceklerini söyleyin. Hikâye, güneş, ay ve yıldızlarla ilgilidir. Hangi çocuğun güneş, hangisinin ay olmak istediğini sorun. Diğer tüm çocuklar yıldız olabilir. İsterseniz birkaç tur oynayarak farklı çocuklara da güneş ve ay olma fırsatı tanıyabilirsiniz.
Her rol için metinleri ve hareketleri sırayla yönlendirin.









