Bir zamanlar Avustralya’da bir kanguru anne ve onun küçük yavrusu Joey yaşarmış.
Joey çok meraklıymış ve sürekli zıplayarak uzaklara gider, bazen kaybolurmuş. Annesi çok endişelenirmiş. Bir gün yaşlı ve görmeyen bir wombat kangurudan yardım istemiş.
Leyla, özel bir şey olacağını öğrendiğinde çok heyecanlanırdı. Annesi ya da babası “Yakında doğum günün!” ya da “Üç hafta sonra tatile gidiyoruz.” dediği anda Leyla’nın içi kıpır kıpır olurdu.
Her akşam yatağa giderken aynı soruyu sorardı:
“Daha kaç kez uyuyacağız?”
“Doğum gününe kaç uyku kaldı?”
“tatile kadar var?”
Annesi Leyla’yı yatırdığında genellikle şöyle derdi:
“Daha çok var, şimdi sayamayız.”
Ağaç gibi köklenir
Yaprak gibi sallanır
Rüzgârda savrulan dalları canlandırır
“Şimdi hepimiz ormandayız…”
Roller gönüllülük esasına göre seçilir:
Ağaçlar
Mantarlar
Ormancı
Orman hayvanları (isteğe bağlı)
Sorularla yönlendirilir:
Balık nerede yaşar?
Vücudu bize ne anlatıyor?
Öğretmen hikâyeleştirerek anlatır:
Eskiden değirmenler derelerin yanına kurulurdu. Bu derelerde alabalık yaşardı…
Gündüzleri çiçekten çiçeğe uçar, nektarlarını içermiş. Geceleri ise uyumadan önce gökyüzüne bakar, karanlıkta parlayan yıldızları hayranlıkla seyredermiş.
Bir gün yıldızlara ulaşmayı çok istemiş. Her gün biraz daha yükseğe uçarak ağaçların tepesine çıkmış. Gün geçtikçe yıldızlara biraz daha yaklaştığını hissetmiş.
Bir zamanlar gökyüzünde çok meraklı bir Ay varmış. Ay, her gece parladığını görürmüş ama gündüz olunca neden görünmediğini bir türlü anlayamazmış. Bir gün Ay kendi kendine sormuş:
Ben nereye gidiyorum acaba? Öğretmen torbadan Güneş figürünü çıkarır. Ay, Güneş’e seslenmiş:
Merhaba Güneş. Sen ortaya çıkınca ben neden görünmez oluyorum?
Çocuklar isterse hikâyeyi tekrar eder; bu kez seçilen çocuklar sırasıyla bir kardan adamı keseye koyar. Küçük yaş gruplarında öğretmen hikâye esnasında ilgili çocuğa işaret ederek yönlendirir. Hikâye triangelın tekrar çalınmasıyla kapanır ve kapanış tekerlemesi söylenir:
Bir zamanlar küçük yeşil bir yaprak varmış. Güneşi çok severmiş. Günler geçtikçe rengi değişmiş, sararmış, sonra rüzgârla toprağa düşmüş. Ama onun hikâyesi orada bitmemiş…”
Bu hikâyenin ardından çocuklarla birlikte kısa bir doğa yürüyüşü yapılır.
Bahçeden farklı renk ve büyüklükte yapraklar toplanır.
Sınıfa dönüldüğünde çocuklar yaprakları büyüteçle inceler.
(İşaret parmağını yukarı kaldır)
Bir yuva var.
(İki elini birleştirip yuva gibi tut)
Birçok küçük dalda.
(Eller düz, parmaklar yukarı bakıyor)
Bir zamanlar, Afrika’nın ormanlarında kalbi küçücük, çekingen bir aslan yavrusu yaşarmış. Adı Leo’ymuş. Leo, diğer aslanlar gibi kükremeyi bilmez, karanlıktan korkar ve saklambaç oynarken bile en ufacık bir sesten irkilirmiş. En büyük hayali, güçlü ve cesur bir aslan olmakmış ama bu hayali ona çok uzak görünüyormuş.
Bir gün, ormanda büyük bir fırtına çıkmış. Gökyüzü kararmış, şiddetli bir rüzgâr esmeye başlamış ve ağaçlar sağa sola sallanıyormuş. Fırtınanın ortasında, Leo, annesinden ve sürüsünden ayrı kalmış minik bir maymun görmüş. Minik maymun korkudan titriyor, ağaca tırmanmaya bile cesaret edemiyormuş.









