Çocuklar çemberde oturur. Öğretmen sorar:
“Sabahları okula gelirken anne ve babalarınız nereye gidiyor olabilir?”
Çocukların anlatımları kesilmeden dinlenir, her çocuğa söz hakkı tanınır.
Öğretmen aşağıdaki soruları ihtiyaca göre yöneltir:
Çocuklar çemberde oturur. Öğretmen sorar:
“Sabahları okula gelirken anne ve babalarınız nereye gidiyor olabilir?”
Çocukların anlatımları kesilmeden dinlenir, her çocuğa söz hakkı tanınır.
Öğretmen aşağıdaki soruları ihtiyaca göre yöneltir:
Öğretmen çocuklarla birlikte çember şeklinde oturur. Ses tonu yumuşak ve sakin tutulur.
Öğretmen çocuklara şöyle seslenir:
“Bugün sizlerle birlikte çok büyük bir yeri konuşacağız. O kadar büyük ki içine Dünya da sığıyor. Bu yerin adı uzay.”
Çocukların yorumları dinlenir.
“Biz Dünya’nın üzerindeyiz. Dünya bizim evimiz. Gece olunca gökyüzüne baktığımızda küçük küçük ışıklar görürüz. Onlara yıldız diyoruz.”
Gündüzleri çiçekten çiçeğe uçar, nektarlarını içermiş. Geceleri ise uyumadan önce gökyüzüne bakar, karanlıkta parlayan yıldızları hayranlıkla seyredermiş.
Bir gün yıldızlara ulaşmayı çok istemiş. Her gün biraz daha yükseğe uçarak ağaçların tepesine çıkmış. Gün geçtikçe yıldızlara biraz daha yaklaştığını hissetmiş.
Öğretmen, çocuklara 3–5 adet gece ve uzay fotoğrafı gösterir. Görseller birlikte incelenir; çocukların ilk izlenimleri dinlenir. Fotoğraflarda yer alan renkler, şekiller ve atmosfer üzerine sohbet edilir. Her çocuk seçtiği duyguyu ya da ilgisini çeken detayı anlatır. İncelemenin ardından çocuklar kendi “Gece” ya daUzay” resimlerini yapmaya davet edilir. İsterlerse önce fotoğraflara bakarak resim yaparlar.
Çocuklarla masaya oturun. Çalışma sayfasını gösterin ve sorun. Bu yüzler sizce nasıl hissediyor? Çocuklara yüz ifadelerine dikkatle bakmaları gerektiğini açıklayarak yönlendir. Aynı duyguyu ifade eden iki yüzü bulduklarında bir çizgi ile birleştirmelerini isteyin. Çocuklara cevap vermeden ipuçları verebilirsiniz.
Çocuklarla çemberolun. Duygu kartlarını ortaya koyun.
Bu yüzleri tanıyor musunuz? diye sorarak çocuklarla konuşun. Kartları tek tek inceleyin, duyguları adlandırın. Duyguların sadece bizde değil, başkalarında da görülebileceğini vurgula.
Çocuklara “Şimdi herkes bedenini kullanarak şu anda nasıl hissediyorsa onu göstersin”. Çocuklar serbestçe hareket eder, mimikleriyle ve beden diliyle duygularını ifade ederler. Ardından eğitmen bir duygu söyler, örneğin “sevinç”. Çocuklar bu duyguyu hareketleriyle canlandırır.
Çocukla masaya oturun. Ayakkabı kutusunu açın ve tüm parçaları masaya dökün. Parçaları karıştırın ve çocuklardan doğru yüzleri bir araya getirmelerini isteyin. Mümkün olduğunca az yardım edin. Çocuğun kendi stratejisini oluşturmasına alan bırakın. Çocuk bir yüzü tamamladığında duyguyu birlikte adlandırın. “Bu yüz sence ne hissediyor? Duygunun günlük hayattaki örneklerinden konuşun.
Hiç kreşe gelmek istemediğiniz bir sabahınız oldu mu?”
Çocukların cevapları dinlenir.
Ardından eğitimci şöyle der: Bazı günler isteksiz olabiliriz, ama müzik ve hareket bize enerji verebilir. Hadi deneyelim!”
Eğitimci rap’in ilk kıtasını vurgulu ve ritmik şekilde söyler, uygun jest ve mimiklerle destekler.
Üzüntü, tıpkı acı gibi, dikkat ve kabul görmeyi gerektirir. Bir çocuğun düştüğünde, yetişkinlerin “O kadar da kötü değil” demesi genellikle acıyı ya da çığlığı daha da artırabilir. Ancak, duyguları dikkatle ve ciddiyetle ele almak, çocuğun kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir.