Çocuklar renkli kartonlarını ortadan ikiye katlar. Katlı kâğıdın bir yüzüne, katlama çizgisi kelebek gövdesi olacak şekilde yarım kelebek şekli çizilir. Çizilen hat boyunca kâğıt dikkatlice kesilir. Kâğıt açıldığında simetrik bir kelebek formu ortaya çıkar. Çocuklar kelebeklerini istedikleri gibi boyar. Kanatlara küçük kesikler yaparak desenler oluşturabilirler. Şönil tel kelebek gövdesinin etrafına sarılır.
Öğretmen çocuklara sorar:
“Sizce karıncalar tek başına mı yaşar yoksa birlikte mi?”
Çocuklar birlikte yere oturur ve bloklarlabir karınca yuvası yaparlar.
Sonra öğretmen şekerleri gösterir:
“Karıncalar yiyeceklerini nasıl taşır sizce?”
Çocuklar küçük gruplar halinde şeker taşıma oyunu oynar:
Öğretmen çocuklara kulağakaçan böceğini tanıtır. Bu böceklerin zararlı olmadığını, aksine bitkilere zarar veren yaprak bitleri ve küçük zararlılarla beslendikleri için bahçeye faydalı oldukları açıklanır. Çocuklara “Bir böcek için ev yapıyoruz” denir. Her çocuğa bir toprak saksı verilir.
Çocuklar saksılarını pastel veya mum boyalarla istedikleri gibi süsler.
Eğitici (veya oyunu bilen daha büyük bir çocuk), elini çanak şeklinde açar. Parmaklarını hafifçe aralayarak bir “açık çanak” yani kap gibi bir form oluşturur. Bu el artık etobur bir bitkidir.
Çocuklara şöyle denir:
“Bu elim şimdi aç bir bitki oldu. Küçük böcekleri yakalamaya hazır!”
Bir çocuk parmak ucunu dikkatlice öğretmenin/elini açan kişinin avuç içine koyar. Bu parmak artık sinektir.
Çocuklarla birlikte bahçeye çıkılır ya da böcek görselleri incelenir.
“Bakın, doğada ne kadar küçük ama ilginç canlılar var!” denilerek dikkat çekilir.
Çocuklarla birlikte böcekler şu başlıklar altında incelenir:
Bazı böcekler kendilerini saklar (kamuflaj)Bazıları korkutucu görünür (örneğin göz gibi desenler) Bazıları ise kaçar veya saklanır
Ne yerler? (Yaprak, nektar, diğer böcekler)
Öğretmen, dış mekânda güvenli ve sakin bir yere bir parça elma bırakır.
Çocuklara şu açıklama yapılır:
“Bu elmayı birkaç gün boyunca her gün aynı saatte kontrol edeceğiz. Bakalım kimler ziyarete gelecek?”
Her gün aynı saatte çocuklarla birlikte elma kontrol edilir.
Öğretmen çocuklarla çöp kamyonu üzerine sohbet eder:
Çöp kamyonunu hiç gördünüz mü? Sence çöpler nereye gidiyor?
Çocukların tahminleri dinlenir; doğru–yanlış şeklinde düzeltilmez.Sınıf veya bahçede bir parkur hazırlanır.
Çocuklar iki gruba ayrılır, her gruba bir çöp kovası verilir. Her gruptan bir çocuk başlangıç noktasına gelir. Parkurdan bir atık alır, belirlenen noktaya kadar koşar. Kovayı sıradaki arkadaşına verir.
Kar, kışı güzelleştiren, sokaklarda bazen karmaşaya neden olan ve kış sporlarını mümkün kılan büyülü beyaz bir örtüden çok daha fazlasıdır. Aslında karın arkasında kocaman bir bilim vardır. Özellikle okul öncesi çağdaki çocuklar için kar son derece ilgi çekici ve merak uyandırıcıdır. Öyleyse neden kışı bir fırsata dönüştürüp bu doğa olayını merkeze alan bütüncül bir tema çalışması yapmayalım?
Her çocuk en az bir kez sıraya katıldığında, ortaya yoğun bir ip ağı çıkar. Bu ağ, doğadaki canlılar ve çevresel faktörlerin birbirine bağlı ve etkileşim hâlinde olduğunu görselleştirir.
Bu oyun, çocuklara doğadaki tüm canlıların ve faktörlerin birbiriyle bağlı olduğunu, zincirin bir halkasının eksik olmasının bütün sistemi etkileyebileceğini öğretir.
Tüm çocuklar sandalyelerine oturur ve daire oluşturur.
Her çocuğun bacaklarının arasında, hayali bir çöp kutusu olduğunu söyleyin.
Öğretmen yüksek sesle şunları söyler:
“Her şey çöp kutusuna!”
Örnekler verilir: “Şeker kâğıdı çöp kutusuna atılır, kırık keçeli kalem çöp kutusuna atılır, kullanılmış bebek bezleri çöp kutusuna atılır…”









