Çevre Dostu Okul, Çevre Dostu Çocuklar ve Sürdürülebilirlik Projesi 4. hafta
24.11.2025 - 28.11.2025
Öğretmen İçin Bilgiler
Hepimiz çevrenin ve doğanın bir parçasıyız; ister köyde ister şehirde yaşayalım. Doğa, karmaşık bir bütündür – birbirine çok yönlü bağlarla bağlı yaşam topluluklarından oluşur; tüm canlılar birbirine bağlı ve birbirine bağımlıdır. Doğanın herhangi bir alanını bozarsak, uzun vadede bütünü ve kendimizi yok etmiş oluruz. Canlılar ile çevreleri arasındaki karşılıklı ilişkilere ekoloji (ekosistem) denir. Bu kavram, Yunanca iki kelimeden oluşur: “oikos” (ev/ev idaresi) ve “logos” (söz/öğreti). Bu köken bize çok uygun bir benzetme sunar: Çevremiz, hepimizin içinde yaşadığı büyük bir ev gibidir. Tüm hayvanlar, tüm bitkiler, tüm insanlar, en küçük canlılar bile bu evde yaşar, topluluğun bir parçasıdır, kendi yeri ve görevi vardır. Herkesin bir işlevi bulunur. Bir canlı hastalandığında ya da öldüğünde evimizde bir şey eksilir. Bizim görevimiz, evimizi – doğamızı – saygıyla korumak ve ona sahip çıkmaktır. Birincisi, çünkü biz ona muhtacız: Bize yiyecek, hava, su ve ışık verir, yaşamımızı mümkün kılar. İkincisi, çünkü doğa kendi başına, olağanüstü yaşam çeşitliliğiyle korunma ve varlığını sürdürme hakkına sahiptir. Çevre eğitimi açısından çocuklarda bu bilinci uyandırmak ve güçlendirmek önemlidir. Böylece bu bilinç, somut davranışlara ve canlı bir sorumluluk duygusuna dönüşebilir.Doğa İçin Birlikte Bir Şeyler Yapmak
Son yıllarda çevre koruma konusunda birçok gelişmeler yaşandı. Anaokullarında çöp ayrıştırmak artık olağan hale geldi. Gereksiz ambalaj malzemeleri kısmen azaltıldı. Çevreyi korumak hepimizin gündemine girdi. Bu hepimiz için yaşamsal öneme sahip. Çünkü doğaya karşı onlarca yıl süren umursamaz tutumumuzun sonuçlarıyla tekrar tekrar yüzleşiyoruz: Kuraklık veya sel gibi çevre felaketleri, orman yangınları, denizlerin kirlenmesi ve yaşam alanlarının yok olması nedeniyle nesli tükenen bitki ve hayvanlar… Ayrıca alerjilerin ve astım, egzama gibi kronik hastalıkların çocukluk çağında sıkça görülmesi (örneğin Kocaeli Körfez'de veya İskenderun'da) de bugün maruz kaldığımız yüksek çevre kirliliğine bağlanmaktadır. Elbette bu ağır gerçekleri çocuklarımızdan uzak tutma eğilimindeyiz – onları kaygılandırmamak için. Ama onların bu konuda bilgilendirilme hakkını ellerinden alamayız. Çocuklar bu konuya erken yaşta yaklaştırıldıklarında, çevreyi koruma da onlar için gençliklerinde ve yetişkinliklerinde kendiliğinden bir sorumluluk olacaktır. Burada amaç, korku yaratmak değil. Tam tersine, çocukların şunu görmesi gerekir: Biz seyirci kalmak zorunda değiliz; çevremizin sağlıklı bir yaşam alanı ve bizim için bir yuva olarak kalması için aktif olarak bir şeyler yapabiliriz. Çünkü: Birçok insan, birçok yerde, birçok küçük şey yaptığında, büyük etkiler yaratabilir. Aktif olarak etki gösterebilmek, kendisi ve toplum için olumlu bir şey başarabilmek, öz güveni, değerleri ve ahlaki gelişimi güçlendirir.Çevre Bilinci İçin Rol Modeller Gerekir
Çocuklara uygun ve inandırıcı bir çevre eğitimi verebilmek için, öğretmenlerin öncelikle bu konuyla kendilerinin açık ve eleştirel biçimde ilgilenmeleri gereklidir. Öğretmenler kendi tutumlarını ve davranışlarını gözden geçirmelidir ki, çocukların çevreyle sorumlu bir ilişki geliştirmeleri sürecinde onlara samimi ve yol gösterici birer eşlikçi olabilsinler. Kendi etkilenmişliğini fark etmek ve kabul etmek, aynı zamanda çocukların duygularına, korkularına ve düşüncelerine duyarlı olabilmenin ön koşuludur. Ancak bu şekilde yetişkinler ve çocuklar birlikte fikirler geliştirebilir, planlar yapabilir ve hem birey olarak hem de grup olarak çevreye zarar veren etkilere nasıl karşı koyabileceklerini öğrenebilirler. Bu süreçte ebeveynlerin rolü de çok önemlidir. Çocukların çevre bilincinin bütünsel olarak gelişebilmesi için, anaokulunda oluşturulan hedef ve fikirlerin aile ortamında da karşılık bulması gerekir. Bu nedenle özellikle “çevre” konulu projelerde ebeveynlerin yakın iş birliği son derece önemlidir. Almut Reidelhuber, Umweltbildung (Çevre Eğitimi) adlı kitabında, çocukların çevre konularına anlamlı bir şekilde yaklaştırılabilmesi için üç temel hedef tanımlar:- Duyuların ve algı yeteneğinin geliştirilmesi: Çevre eğitiminde vazgeçilmezdir. Ön planda doğayı tüm duyularla deneyimlemek vardır.
- Doğa deneyimleri aracılığıyla araştırma: Çeşitli çevre alanları arasındaki derin ilişkileri keşfetmek için doğa deneyimleri temel oluşturur. Burada yaşam koşullarını incelemek ve ekolojik ilişkileri anlamak önemlidir.
- İnsanın doğaya bağımlılığını kavramak: Çevre eğitimi, insanın yalnızca araştırıcı, şekillendirici ve faydalanıcı rolünü değil; aynı zamanda doğaya olan bağımlılığını da anlamasını sağlamalıdır. Bu insan anlayışı, özen ve sorumluluğu içerir. Çünkü insanın eylemleri hem bugünkü hem de gelecekteki yaşam koşullarını etkiler.